18 maRt
Söyle arkadaşım dedi
Anadolulu Mehmet yanıbaşındaki Anzak erine
Nereden kopup gelmişsin
Neden çökmoş bu mahsunluk üzerine ?
DÜNYANIN ÖBÜR UCUNDAN" dedi gencecik ANZAK
Öyle yazmışlar mezar taşıma
doğduğum yerler öylesine uzak,
Örtündüğüm topraksa gurbet bana.
Dert edinme ardadaşım dedi Mehmet,
Değilmi ki bizlerle birleşti kaderin,
Değilmi ki yurdumuzun koynundasın ilelebet,
Sende artık bizdensin,
Sende bencileyin bir Mehmet
Çanakkale'de toprağının üstü cennet altı mezar
Kavga bitmiş mezarlarda kaynaş olmuş yiten canlar.
Ya Sen dedi Mehmet, oyun cağındaki İngiliz erine,
Yaşın ne senin kardeş, böylesine erken burularda işin ne ?
Yaşım sonsuza dek onbeş dedi ufak tefek İngiliz eri.
Köyünde askercilik oynar çoştururdum trampetimle bizimkileri
derken, kendimi cephede buldum oyunmuydu, gerçekmiydi anlamadan,
Bir sahici kurşunla vuruldum.
Sustu boynumdaki trampet, son verildi böylece oyundan bozma işime
Gelibolu'da bana bir mezar kadıldı.
Mezar taşıma " ON BEŞİNDE TRAMPETÇİ " yazıldı.
Öyküm de künyem de bundan ibaret.
Yağmur yağıyordu usul usul toprağa
gözyaşları düşerek üstüne sanki
damla damla ağlıyordu uzaktan uzağa
sahibini yitiren bir trampet.
Ya Sizler" dedi Mehmet dünyanın dört kıtasından
Mezarlar dolusu erlere,
Langi rüzgar savurdu sizleri bu bilmediğinizyerlere.
Kimi İngilizdi, kimi İskoç Kimi Fransı