gokhan 的个人资料*·.¸¸.♥.ღ*◦°°◦..★ Gökhan...照片日志列表更多 工具 帮助

日志


4月29日

Talking about Hoşgeldiniz

 

Quote

Hoşgeldiniz

  

Hoşgeldiniz

  

                                  

 

 

 

 

                                                                                                                                                                                       

4月27日

Talking about Reklam

 

Quote

Reklam

 


 

Image hosted by Photobucket.com 

 

 

 

 

4月22日

Talking about MİSAFİRLERİME..

 

Quote

MİSAFİRLERİME..

 

Quote

misafirlerime...

Image Hosted by ImageShack.us 

 NE iYi ETTiNiZ DE GELDiNiZ! HOS GELDiNiZ,SAFALAR GETiRDiNiZ...

 

                                                                                                                                               

 

 

 

Talking about Dolmuş Muhabbetleri..+16

 

Quote

Dolmuş Muhabbetleri..+16
  • - Şoför bey mübarek bir yerde inebilir miyim?
    - Şu ilerdeki caminin önünde bırakayım teyze seni...
  • - Başıbüyük mü?
    - Evet, Başıbüyük.
    - Ne zaman kalkar?
    - Sen oturursan kalkar bacım.
    - Kaç vericem?
    - 800
  • Şoför : - Arkadan vermeyen var mı?
    Yolcu : - Az önce eline verdik ya kardeşim.
  • Yolcunun sigarası bitmiştir ;fakat minibüste olduğunu unutmaktadır
    Yolcu : - Bir Monte Carlo lütfen
    Şoför : - Abla , bu Bakırköy'e gider
  • - Neriman,sen arkadan verme ben veririm ..
  • Kadın: - Kızım , dur! Ben vereyim,benimki bozuk zaten...
    Kızı : - Aman, ne olacak sanki! Nasıl olsa benimki de bozulacak,ben vereyim!
  • -Oğlum, bu Eminönü'nden geçer mi?
    - Yok teyze, biz Taksim'e çıkıyoruz
    - Hah tamam oğlum, siz gidin ben gelmeyeceğim.
  • Yolcu: - Abi, Heykel'e çıkıyor mu?
    Şoför: - Yok abi, yanından geçiyor
  • Arkadaki aksi teyze öndeki uzun saçlı delikanlıya seslenir:
    - Kızım, şurdan bir kişi uzatır mısın?
    - Ben kız değilim!!!
    - Amaaaan ne bileyim ben kız mısın dul musun! Uzat işte!!
4月21日

ZİYARETÇİ DEFTERİ

 Gökhan bey, yeni sayfanız hayırlı uğurlu olsun. Güzel çalışmalar yapacağını biliyorum.
Selam ve sevgiler
HAKKI TERZİBAŞI

BULUNMAYACAK TEK ŞEY


 

Bulunmayacak Tek Şey

Ayakkabıcı, yeni getirdiği malları vitrine
yerleştirirken,sokaktaki bir çocuk onu
izlemekteydi. Okullar kapanmak üzere olduğundan,
spor ayakkabılara rağbet fazlaydı. Gerçi mallar
lüks sayılmazdı ama,küçük bir dükkan için
yeterliydi. Onların en güzelini öntarafa koyunca,
çocuk vitrine doğru biraz daha yaklaştı.
Fakat bir koltuk değneği kullanmaktaydı.
Hem de güçlükle.. Adam ona bir kez daha göz attı.
Üstündeki pantolonun sol kısmı, dizinin alt
kısmından sonra boştu. Bu yüzden de sağa sola
uçuşuyordu. Çocuğun baktığı ayakkabılar, sanki
onu kendinden geçirmişti.Bir müddet öyle
durdu. Daldığı hülyadan çıkıp yola koyulduğunda,
adam dükkandan dışarı fırlayıp: - Küçükk!. diye
seslendi. Ayakkabı almayı düşündün mü? Bu seneki
modeller bir harika!. Çocuk, ona dönerek:
- Gerçekten çok güzeller!. diye
tebessüm etti. Ama benim bir bacağım
doğuştan eksik.
- Bence önemli değil!. diye, atıldı
adam. Bu dünyada her şeyiyle tam insan
yok ki!. Kiminin eli eksik, kiminin de bacağı.
Kiminin de aklı ya da vicdanı.
Küçük çocuk, bir şey söylemiyordu. Adam
ise konuşmayı sürdürdü: - Keşke vicdanımız eksik
olacağına, ayaklarımız eksik olsa idi. Çocuğun
kafası iyice karışmıştı. Bu sefer adama doğru
yaklaşıp: - Anlayamadım!. dedi. Neden öyle olsun ki?
- Çok basit!. dedi, adam. Eğer yoksa,
cennete giremeyiz. Ama ayaklar yoksa, problem değil.
Zaten orda tüm eksikler tamamlanacak. Hatta
sakat insanlar, sağlamlara oranla, daha fazla
mükafat görecekler...
Küçük çocuk, bir kez daha tebessüm etti. O güne
kadar çektiği acılar, hafiflemiş gibiydi. Adam,
vitrine işaret ederek:
- Baktığın ayakkabı, sana yakışır!.dedi. Denemek
ister misin?
Çocuk, başını yanlara sallayıp:- Üzerinde 30 lira
yazıyor, dedi. Almam mümkün değil ki!.
-İndirim sezonunu, senin için biraz öne
alırım!. dedi adam.
Bu durumda 20 liraya düşer. Zaten sen bir tekini
alacaksın, o da 10 lira eder. Çocuk biraz düşünüp:
- Ayakkabının diğer teki işe yaramaz!.dedi. Onu kim
alacak ki?
- Amma yaptın ha!. diye güldü adam. Onu da, sağ
ayağı eksik olan bir çocuğa satarım.

Küçük çocuğun aklı, bu sözlere yatmıştı.
Adam, devam ederek: - Üstelik de öğrencisin değil mi?
diye sordu.- İkiye gidiyorum!. diye atıldı çocuk.
Üçe geçtim sayılır. - Tamam işte!. dedi adam.
5 Lira da öğrenci indirimi yapsak, geri
kalır 5 lira. O da zaten pazarlık payı olur.
Bu durumda ayakkabı senindir, sattım gitti!.

Ayakkabıcı, çocuğun şaşkın bakışları
arasında dükkana girdi.İçerdeki raflar, onun
beğendiği modelin aynısıyla doluydu. Ama adam,
vitrinde olanı çıkarttı. Bir tabure alıp döndükten
sonra, çocuğu oturtup yeni ayakkabısını giydirdi.
Ve çıkarttığı eskiyi göstererek
- Benim satış işlemim bitti!. dedi. Sende bana,
bunu satsan memnun olurum.
- Şaka mı yapıyorsunuz? diye kekeledi çocuk.
Onun tabanı delinmek üzere.
Eski bir ayakkabı, para eder mi?
- Sen çok câhil kalmışsın be arkadaş..dedi, adam.
Antika eşyalardan haberin yok her halde. Bir
antika ne kadar eski ise, o kadar para
tutar.Bu yüzden ayakkabın, bence en az 30- 40
lira eder.Küçük çocuk, art arda yaşadığı şokları,
üzerinden atabilmiş değildi.Mutlaka bir rüyada
olmalıydı. Hem de hayatındaki en güzel rüya.
Adamın, heyecandan terleyen avuçlarına sıkıştırdığı
kağıt paralara göz gezdirdikten sonra, 10 liralık
banknotu geri vererek:
İndirim mevsimini başlattınız ya!..
Adam onu kıramayıp parayı aldı. Ve bu
arada yanağına bir öpücük kondurdu.
Her nedense içi içine sığmıyordu. Eğer bütün mallarını
bir günde satsa, böyle bir mutluluğu bulamazdı.
Çocuk, yavaşça yerinden doğruldu.
Sanki koltuk değneğine ihtiyaç duymuyordu.
Sımsıcak bir tebessümle teşekkür edip:
- Babam h

*****BAYRAK*****

 

Quote

*****BAYRAK*****

 

  **BAYRAK**

Ey,mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü,
Kızkardeşimin gelinliği,şehidimin son örtüsü!
Işık ışık, dalga dalga bayrağım,
Senin destanını okudum, senin destanını yazacağım.

Sana benim gözümle bakmayanın
mezarını kazacağım.
Seni selamlamadan uçan kuşun
yuvasını bozacağım.

Dalgalandığın yerde ne korku, ne keder...
Gölgende bana da, bana da yer ver !
Sabah olmasın, günler doğmasın ne çıkar.
Yurda ay yıldızın ışığı yeter.

Savaş bizi karlı dağlara götürdüğü gün.
Kızıllığında ısındık,
Dağlardan çöllere düşürdüğü gün.
Gölgene sığındık.

Ey, şimdi süzgün, rüzgarlarda dalgalan;
Barışın güvercini, savaşın kartalı...
Yüksek yerlerde açan çiçeğim;
Senin altında doğdum,
Senin dibinde öleceğim.

Tarihim, şerefim, şiirim, her şeyim:
Yer yüzünde yer beğen !
Nereye dikilmek istersen,
Söyle, seni oraya dikeyim !

 
ARİF NİHAT ASYA